İstanbul Bienali’nden Film Seçkisi

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Trade Mad
evde
evde
Mesajlar: 197
Kayıt: 21 Mar 2020, 04:44

İstanbul Bienali’nden Film Seçkisi

Mesaj gönderen Trade Mad »

Daha önce İstanbul Bienallerine katılan sanatçılardan, her cuma iki sanatçı filmini yedi günlüğüne dijital erişime açılacak.

İstanbul Bienali’nin takip eden haftalarda erişime açacağı seçkide Halil Altındere, Francis Alÿs, Volkan Aslan, Ozan Atalan, Alper Aydın, Rossella Biscotti, Kristina Buch, Vajiko Chachkhiani, Jonathas de Andrade, Elmas Deniz, Jonah Freeman & Justin Lowe, Jorge Galindo & Santiago Sierra, Theaster Gates, Suzanne Husky, Pierre Huyghe, Emre Hüner, Rashid Johnson, Armin Linke, Maider López, Basim Magdy, Melvin Moti, Georgie Nettell, Erkan Özgen, Zeyno Pekünlü, Cheng Ran, Mika Rottenberg, Pelin Tan ve Anton Vidokle, Kaari Upson, Adrián Villar Rojas ve Phillip Zach gibi sanatçıların filmleri yer alıyor.

3 NİSAN CUMA

Basim Magdy
Dünyayı Anlamak İçin 13 Temel Kural, 2011
5’ 16”

Basim Magdy’nin yapıtlarına bakan izleyiciler kaçınılmaz olarak kendilerini belirsizlik ile kafa karışıklığının bir araya geldiği bir yerde buluyorlar, çünkü Magdy’nin sanatsal ilgi alanlarının merkezinde uyuşmazlık ve absürd kavramları yer alıyor. Sanatçının kendi ifadesiyle “belirsizlik kavramının kendine özgü, izleyicinin zihninde etkisini sürdüren şiirsel bir niteliği var, yaşayan bir varlık gibi, artık daha büyüyemeyeceği noktaya gelene dek büyüyor ve çoğalıyor. İşte bu noktada ya yapıtın ne hakkında olduğunu anlıyorsunuz ya da yapıtı kendi haline bırakıyorsunuz.” İşte bu son nokta bizim öğrenme ve bilgi kavramlarımıza karşılık geliyor. Tüm absürdlüğü içerisinde Magdy’nin işlerinin büyük bir kısmını belirleyen soru, bildiğimiz bir şeyi bildiğimizi nasıl bildiğimiz sorusu. Magdy’nin 13. İstanbul Bienali’nde sergilenen yapıtlarından Dünyayı Anlamak İçin 13 Temel Kural (2011), yüksek çözünürlüklü videoya aktarılmış beş dakikalık Super 8 bir film. Videoda üzerlerine surat resimlerinin çizildiği lale görüntüleri bulunuyor, bu görüntülerin arasına ise rastgele seçildiği anlaşılan görseller serpiştirilmiş: uçan balonlar, mimari detaylar, bir köpek heykeli. İzleyici bunlara bakarken bir dış ses, ağır bir müziğin üstüne konuşuyor ve 13 prensibi sayıp bu belirli kuralların özet açıklamalarını sunuyor. Örneğin 7 numaralı kural, “asla bir fikri kanıtlamaya çalışma” diyor, çünkü, “asla kimsenin umurunda olmayacaktır”; 8 numaralı kural ise “asla mantığa başvurma” deyip arkasını “dünyaya uygun düşen soyut davranıştır” ifadesiyle tamamlıyor. Peki ya bu kurallar kimin için? Dünya bu lalelerin gözünden mi böyle görünüyor? Bu ilkeler izleyicileri mi, yoksa öteki sanatçıları, bilim dünyasını mı veya belki de Magdy’nin kendisini mi hedefleyerek sıralanmış? Filmde bahsedilen ilk kural Magdy’nin çalışmalarının büyük bir kısmı için de geçerli: “asla bir şeyi anladığını varsayma, anlamış gibi yapma” (bunun sebebiyse, “senin de aynı bizim gibi bir şey anlamadığını biliyoruz”). Buradaki “sen” veya “siz”, izleyici veya Magdy olabilir, ama “biz”in lalelere gönderme yaptığı kesin, ki bu da Magdy’nin çalışmaları çerçevesinde mantıksız bir mantığa mükemmelen uyan bir fikir.



Volkan Aslan
Evim Evim Güzel Evim, 2017
7’46”

Volkan Aslan’ın Evim Evim Güzel Evim (2017) başlıklı video enstalasyonu, yerinden edilme gerçeklikleri üzerine derin bir düşünme niteliğinde. Zaman ve perspektif ayrılıklarının, su ve yolculuk görüntülerinin kullanıldığı yapıt, göçmenler veya evini yitirmiş olanlar gibi uzun yolculuklara çıkmak zorunda bırakılan bireylere adanmış. Evim Evim Güzel Evim, aynı zamanda, her birimiz farklı biçimde deneyimliyor olsak da aslında hepimizin aynı seyyar ve kırılgan insanlık koşulu içinde bulunduğumuzu anlatan şiirsel bir kıssa. İstanbul Boğazı’nda akan bu video, kendine başlangıç noktası olarak insanın seyyarlığının trajik bir imgesini alıyor: Büyük kentlerin yoksul bölgelerinde sıkça rastlanan türden, sular üzerinde geçici barınaklar oluşturmak için kullanılan tekne-ev karışımı bir yapı. Teknenin önüne oturmuş bir kadın, gözünü sudan hiç ayırmadan, önünde akıp giden manzarayı izlemektedir. Ev içi ve gündelik rutin görüntüleri, manzaraların, kıyıların ve kentlerin görüntülerine karışır. İzledikçe acı tatlı bir ironiyle anlarız ki filmde başta ayrıymış gibi görünen üç yer aslında birbiriyle bağlantılı gerçekliklerin farklı bakış açılarından temsilidir. Film, çöküşün çeşitli biçimlerinden bahsediyor: Evin sunduğu güvenliğin çöküşü, içerisi-dışarısı mimarisinin çöküşü. Evim Evim Güzel Evim, çoğumuzun hareket halinde ve bir keşmekeşin içinde olduğu, bizi etkileyemeyecek kadar uzak görünen trajedilerin bile düşündüğümüzden daha yakın olduğu ve belki de tanımadığımız komşuların aslında hemen yanı başımızda bulunduğu tepetaklak ve tersyüz olmuş bir dünyayı derinlemesine yansıtıyor.

çok şey yapan adam
Cevapla